Hatıraları Madalla Astım

 

Yıllar oldu çamaşır asmayalı, balkonlarda sokak aralarında asılı çamaşırlar görmeyeli.

Çamaşırı makinesinden çıkartıp kurutma makinesine atıyorsun sonrada katlıyorsun bitiyor. Hemen katlarsan ütüye gerek kalmıyor.

Bilmem belkide ben kendimi böyle kandırıyorum :)

Kaç yıl oldu ben ütü yapmayalı ?

Asılı çamaşırlar çizdim kendime renk renk desen desen.

Giysilerin arka arkaya oluşturduğu katalarda kendine ait hatıralarıyla bir zaman dilimini hatırlatan.

—–

Geldim yazdığım kitabın sonlarına. Masada çalışmaktan sıkıldım San Francisco kafelerinde yazmaya devam ediyorum.

İşte böye…

Bayram Gelmiş!

Mutlu Bayaramlar

Biz bayramın ilk gününü unutmuşuz hep böyle oluyor zaten :)

Çığlık

Dünyanın her yerinde var sapıklar.

Tecavüzcüler, zorbalar, tacizciler.

Bu insanları durduran şey  kanunlar ve kanun uygulayıcılar. Kanunlar yetersiz kalırsa kanun uygulayıcılar görevlerini kötüye kullanırsa bizi bu sapıklardan kim koruyacak?

Gazeteler kadın dövme, bıçaklama, tecavüz olaylarıyla dolu çünkü bu sapıkların işledikleri suçların cezaları caydırıcı olmadığı gibi, hafifletici nedenleri de hazır bekliyor.

Bunları görmekten sıkıldıysanız sesiz kalmayın, Çığlık Hareketine katılın. Uğraşalım gerekli kanunlar çıksın, görevini doğru yapmayanlar işlerinden olsun.

Unutma susarsan  bugün ona, yarın sana, öbür gün kızına…

Cadılar Bayramı

Sonbaharla birlikte tatil dönemine girdik ama hava hala hiç soğumadı. Bulutsuz mavi gökyüzü ortalama 25 derece sıcaklıkla tatlı bir yaz yaşamaya devam ediyoruz.

Halloween hazırlıkları nedeniyle geçen hafta Arel’in okuluyla pumpkin patch’e gittik. Çocuklar orada oynadı, çiftlik hayvanlarını sevdiler, korku tünellerinden geçtiler.

Biz de süsleyeceğimiz kabağı alıp teknemize döndük. Hafta sonu Arel ve babası kabağı süsleyip törenle teknenin önüne koydular.

 

Halloween kutlatlaması bir sabah Arel’in okulunda bir de akşam yapıldı. Akşam yapılana oğlumu okulundan bir arkadaşı  kendi mahallesinde birlikte şeker toplamak için çağırdı. Çok tatlıydılar.

Arel öyle heyeycanlandı öyle sevindi ki bizi de mutlu etti.

Bu aralar yine  çok tatlı. Sabah altı gibi yanıma gelip sarılıyor öpüyor. Babasını uyandıramayacağını bildiği için saat yediye kadar birlikte oynuyor ve konuşuyoruz. Özellikle hayvanlara ve onların hayatlarına çok meraklı bana sürekli bu konularda soru soruyor. Gece avlanan kuşlar hakkında da konuşmayı çok seviyor. Geçen gün bana baykuşların gece uyandığını söyledi, uyanınca ne yapıyorlar diye sordum cevap olarak avlanırlar diyeceğini sonra da hangi hayvanları avladıklarını anlatmasını bekliyordum. Cevap olarak “uyanınca annelerini öperler” dedi. Bütün gün aklıma geldikçe güldüm.

Çok tatlı dilli oldu. Birinin üzerinde güzel bir elbise görürse hemen iltifat ediyor. Bana sık sık “Anne you are the prettiest girl in the world” diyor. Bunun gibi günlerce gülümseten sözleri var.

Ona önümüzdeki yaz belki Türkiye’ye gideceğimizi söylediğimden beri daha çok Türkçe konuşmaya gayret etmeye başladı. Aslında çok güzel bir sonbahar geçiriyoruz adı sonbahar kendisi yaz.

Bu ne karanlıktır?

 

 

Ben yıllardır Türk gazetelerini okuyamıyorum, çünkü okudum mu biri boğazımı sıkıyormuş gibi hissetmeye başlıyorum.

Önce şehit haberlerini duyunca okumaya başladım derken deprem oldu. Deprem sonrası gönderilen yardımların nasıl bir organizasyon bozukluğuyla dağıtıldığını, bundan dolayı da insanların yağmacı olarak suçlandığını gördüm.

En sonunda da 32 sanıklı  davada, 13 yaşında bir kız çocuğunun kendi rızasıyla sanıklarla birlikte olduğu yönündeki kararını. Bu kararları kim veriyor bilmiyorum ama benim midem kaldırmıyor artık!

Karanlıkta mı kaldınız? Yolunuzu mu kaybettiniz?

Çocuğun kendi rızası diye bir sonuç olamaz, çünkü 18 yaşın altında bir çocukla ilişkisi olan biri hapse atılır. Bu böyle değil mi ? Bu sadece Amerika’da mı böyle?

Ben Türk gazetesi okumayacağım. Zaten elimden birşey gelmiyor bir de insanların rezilliklerine tanık oluyorum. Bu ne karanlık bu ne midesizliktir !!!